
Barla
Barla, Isparta ilinin Eğirdir ilçesine bağlı olup, eğirdir gölünün batısındadır. Isparta’ya 40 km; Eğirdir’e 22 kmdir. Bölgenin en önemli illerinden olan Antalya’ya 170 kmdir.
Barla, 3000 nüfusa sahip bir kasaba olup; tarihi çok eskilere gitmekle beraber, 1926–1934 yılları arasında Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerini misafir etmekle tanınmıştır. Bediüzzaman Hz.leri ve eserleri olan Risale-i Nur Külliyatı tanındıkça Barla da geniş kitlelerce tanınmıştır. Dolayısıyla Barla, Bediüzzaman Hz.leri ve Risale-i Nurla özdeşleşmiştir.
Barla’da Gezilecek Yerler
1- Bediüzzaman Hz.lerinin 1926–1934 yılları arasında kaldığı ev
2- 28. sözün yazıldığı Sıddık Süleyman Bey’in bahçesi, şu anki ismiyle Cennet Bahçesi
3- Bediüzzaman’ın imamlık yaptığı Muş Mescidi
4- Bediüzzaman Said Nursi’nin 1953–1960 tarihleri arasında Barla’ya geldiklerinde kaldığı ev olan Hacı Hafız Mustafa Öztürk ve Hacı Mehmet Tevfik Öztürk Kültür Evi
5- Bediüzzaman Hz.lerinin tefekkür mekanı Çam Dağı
Bediüzzaman Hz.lerinin 1926–1934 yılları arasında kaldığı ev
Sürgünde göz altında tutulduğu evine vardığımız zaman iki katlı iki odalı mütevazi bir köy odası karşılıyor bizi. Evin önünde bir çınar ağacı, ağacın üzerinde Sait Nursi’nin zaman zaman çıkıp eserlerini yazdığı sayvanını görüyoruz. Çınar ağacının hemen yanında bulunan çeşme yanık yürekleri ferahlatıyor. Evin çevresinde küçük evlere açılmış dükkanlar, Barla’ya gelenlere Barla hatırası eşyalar satıyor. Gül memleketinde gül üzerine ne varsa bu küçük evden bozma dükkanlarda bulmak mümkün.
Yıllarca Bediüzzaman’ın evradlarına, ibadetlerine, dualarına, ıstıraplarına şahitlik eden evin karşısındaki haşmetli ve hikmetli çınar ağacı görülüyor. Barla’daki bu çınar ağacı hakkında Bediuzzaman şöyle diyordu:
“Ehl-i hükümet gelerek, ‘Eğer razı olursan şu ağacın bir dalını keseceğiz, sana da l0 bin altın vereceğiz; bu parayı Risâle-i Nur’un hizmetine sarf edersin’ deseler, Vallahi razı olmam.” (Son Şahitler 1.Cild s. 409)
Talebeleri, Bediüzzaman’ın 1953 yılında, yaklaşık 20 yıllık bir ayrılıktan sonra Barla’ya tekrar ayak bastığında çınar ağacına sarıldığını ve uzun uzun hıçkırıklarla gözyaşı döktüğünü söylüyor. Ağaç, Bediuzzaman’ın yolunu bekler gibi dimdik, ziyaretçilere hizmet vermeye devam ediyor…
Çınar ağacından Eğridir gölü manzarası
Büyük alimi ağırlayan küçük ev: Said Nursî’yi misafir eden eve girildiğinde duvardaki tabloda yazan “Altı vilayet genişliğindeki, manevî Medreset’üz Zehra’nın çekirdeği ve birinci meyvesi olan ve sekiz sene ikamet ettiğim ve Risale-i Nur’un telif merkezi olan bu evimi bir Medrese-i Nuriye olarak vakfettim.” sözleri ile iki odalı bu mütevazı evin ehemmiyeti daha iyi anlaşılıyor.
Cennet Bahçesi
Cennet Bahçesi’ olarak adlandırılan bu alan, Bediüzzaman’ın sık sık uğradığı, evrad ve ezkar okuyarak tefekküre daldığı yerlerden. Nur talebelerinden Sıddık Süleyman’ın annesi Şefika Hanım’ın bağışladığı bahçe, ismini burada yazılan bir risaleden almış. Cennete dair bahislerin yer aldığı 28. Söz burada kaleme alınmış.
Bediüzzaman, döneminde bir üzüm bağı ve birkaç çeşit ağaçtan ibaret olan bu alan Nursî’nin talebeleri tarafından Türkiye’nin dört bir yanından getirilen ağaçlarla donatılarak ismine layık hale getirilmiş. Uzunca bir merdivenden indikten sonra yemyeşil ağaçların arasında gezintiye çıkabilirsiniz..
Bediüzzaman’ın imamlık yaptığı Mus Mescidi:
Aslına uygun olarak restore edilen cami’nin Bediüzzaman’ın hayatında önemli bir yeri var. İlk inşa tarihi belli olmayan mescidin metruk ve harap haline üzülen Üstad Hazretleri, tamiratını üstlenir. Talebeleri ile birlikte mescidi tamir eder ve dört yıl boyunca burada fahrî imamlık yapar.
Hacı Mehmet Tevfik Kültür Evi
Bediüzzaman Said Nursi’nin 1953–1960 tarihleri arasında Barla’ya geldiklerinde kaldığı ev olan ve Isparta İl Özel İdaresi tarafından restorasyonu tamamlanan “Hacı Hafız Mustafa Öztürk ve Hacı Mehmet Tevfik Öztürk Kültür Evi” 2013 yılında ziyarete açılmıştır.
Çam dağına giden yol
Bediuzzaman Hz.leri Çam dağına 8,5 sene gelir, gider. Yazları üç ay bu dağda geçer. Ders, ibadet ve tefekkür eder ve Risâle-i Nur’ları telif eder bu dağda ve Barla’da. Bediüzzaman Hz.lerinin ben burayı Yıldız Saraylarına değişmem dediği mükemmel bir tefekkür mekânı olan Çam Dağı, Eğirdir Gölü’nden yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki yolun yaklaşık 11 km’lik kısmı taşlarla döşenmiş durumda, 2 km’lik kısmı toprak yol ve sonrasında Çam dağına yürüyerek tırmanmanız gerekiyor..
Araçla çıkabileceğiz son nokta burası..
Tefekkür zirvesi çam dağı
Yüksek yerlerde tefekkür etmeye hayran olan Bediüzzaman, sadece Barla’ya değil Eğirdir Gölü’ne de tepeden bakan Çam Dağı’nı çok severdi.
Bu ağacın özelliği neydi?
Bu ağaçlar Bediüzzaman’ın Barla’ya sürgün edilişine kadar götürüyor bizleri. Sürgün edildiği tarih 1926, mevsim kış… Isparta’dan Barla’ya kayıklarla götürülüyor, buzlar kırılarak… Barla; 8-10 haneli, “kuş uçmaz, kervan geçmez” tabir edilen bir köy. Böyle bir yere sürgün ediliyor Bediuzzaman Hazretleri. 8,5 sene kalır burada. İlk günlerde Çınar ağacına tefekkür için çıkar ve dalları arasına kulübecik mahiyetinde ders ve tefekkür mekanı yaptırır. Çevreyi gezmeye başlar.
Gezileri arttırır bahar mevsiminde. Sonraları 4 saat yürüyüş mesafeli Çam Dağı’na gidip gelmeye başlar. Yani “kuş uçmaz, kervan geçmez” yerden 4 saat daha uzağa gider. Zaten bundan sonra gidecek bir yerde kalmamıştır yeryüzünde! Çam Dağına çıkışını Dördüncü Mektubun baş tarafında çok veciz özetler; “Aziz kardeşlerim! Ben şimdi Çam Dağında yüksek bir tepede, büyük bir çam ağacının tepesinde, bir menzilde bulunuyorum. İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim…”
Bu ağaçlar ve Çam Dağı için Bediüzzman Hazretleri başka ifadelerde de bulunmuştur;
“ Ben bu menzilleri Yıldız Sarayına değişmem. (Üçüncü Mektub)”
“Bir mâni olmazsa, bir iki ay burada yalnız kalmak arzusundayım. (Dördüncü Mektub)”